Demir Leydi: Övgü mü hakaret mi?

Üç günlük bir maratondu. Sarsıcı olmadığını kimse söyleyemez. Milyonlarca insanın umut bağladığı bir ittifakın, İyi Parti lideri Meral Akşener‘in başka bir partiye mensup figürleri aday gösterme ısrarıyla -kısa süreliğine de olsa- dağılması son yılların en tuhaf kriziydi doğrusu. Atlatıldı nihayet.

Yaşadığımız krizde sloganını “Türkiye iyi olacak” diye belirleyen bir partinin lideri olarak Akşener’in durumu daha da kötüleştirdiği, hayli puan kaybettiği, liderlik vasıflarının sorgulanabilirliği de ortaya çıkmış oldu. Çoğunluğun düşüncesi bu olsa da tabii ki herkes böyle düşünüyor değil. Krizin ilk saatlerinde kelimenin tam anlamıyla gaza gelip lideri Akşener için “Demir Leydi” (Iron Lady) sıfatını kullanan İyi Parti Mali İşler Başkanı Ümit Dikbayır örnektir buna. Dikbayır, İngiltere başbakanlarından Margaret Thatcher için kullanılan, son derece cinsiyetçi öze de sahip bir sıfatı övgü sanarak Akşener’e yapıştırıverdi.

Öveyim derken…

Teşbihte hata olmaz dense de, aldırmayın, tabii ki olur. Birini öveyim derken baltayı taşa vurmak da pek ala mümkün. Dikbayır’ın yaptığı da buydu. Bir politikacının, birine layık gördüğü böyle bir yakıştırmanın tarihçesinden haberdar olması fena olmazdı doğrusu. Politikacı, “Her şeyi bilmek zorunda mı?” denebilir ama merak, kişiyi hata yapmaktan da kurtaran harika bir insan özelliğidir malum. Sadece merak edecek, o sıfatın nerede, ne zaman, neden ortaya atıldığını öğrenmiş olacaktı. Dikbayır bu kadarını olsun yapabilseydi, övmek isterken yerin dibine batırmış olmayacaktı liderini.

Aslında “Demir Leydi”yi övgü sanmakta haklı da sayılır bu arada. Thatcher için kullanılmaya başlandığı dönemdeki evlere şenlik “matbuatımız” da “batıya ait her şey iyidir” yanılgısından olsa gerek Thatcher’e herhalde kötü laf etmiyorlardır diyerek bu sıfatı övgü gibi kullanmıştır. Yani iyi bir yakıştırma sanılması doğal bir bakıma.

İngilizler demedi

Oysa öyle değil. Kaldı ki Thatcher’e “Demir Leydi” sıfatını takanlar da İngilizler değil. İlk kez, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) basınında kullanıldı bu ifade. Hakaret amacıyla üstelik. “Kalın kafalı, iknaya kapalı, ruhsuz” anlamları yüklenerek yani. Muhafazakâr Parti liderliğine getirildikten bir yıl sonra, 1976’da, tıka basa dolu bir salonda SSCB hakkında ileri geri konuşarak, şunları söylemişti Thatcher: “Dünya egemenliğine ve dünyanın gördüğü en güçlü emperyal ulus olma araçlarını elde etmeye kararlı, sabırlı, ileri görüşlü, kararlı adamların diktatörlüğü.”

Bir antikomünist olarak normal laflardır ettiği elbette. Thatcher, SSCB’ye bu bakışını üç yıl sonra Başbakan olduğunda da değiştirmedi. Başbakan olmadan önce Milli Eğitim Bakanlığı da yapan Thatcher‘i uzun zamandan beri izleyen Sovyet medyası, tutumunu, politikasındaki soğukluğunu kadınlığıyla birleştirerek “Demir Leydi” sıfatını takıverdi Thatcher‘e.

Bu ifade ülke içindeki Thatcher karşıtlarınca da benimsendi. Bir manav kızı olmasına rağmen sınıfına ihanet ederek burjuvazinin çıkarlarını savunurken sert tutumlar alan Thatcher, Falkland Savaşı’ndaki uzlaşmaz rolüyle, İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) lideri Boby Sands ile yoldaşlarının cezaevinde açlık grevinde ölmelerine göz yummasıyla, iki yıl süren madenciler grevinde işçilerle anlaşmak yerine grevi kırmak için orduyu devreye sokmasıyla, ülkeyi kasıp kavuran, Kraliçe ile bir işçiyi vergi ödemede eşitleyen adaletsiz Poll Tax (Kelle Vergisi) uygulamasıyla, yoksul semtlere ücretsiz süt dağıtımını kaldırmasıyla, nihayet kadın düşmanlığıyla “Demir Leydi” sıfatını fazlasıyla hak etmişti.

Kadınlara güvenmezdi

Sınıfından utanan bir kadındı. Kadınlara da güvenmemesi en tuhaf tutumuydu. Milli Eğitim Bakanı olmadan önce “kadınların bu ülke politikasında başarılı olacağını sanmıyorum” deyişiyle bilinirdi. Ülkede bir partiye liderlik eden ilk kadın olmasına rağmen kadınlara güvenmediğini her fırsatta gösterirdi. “Erkekleşmiş” bir politika tarzı vardı.

Uğursuz üçlü

Uluslararası politikada, dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan, dönemin Papası II. Jean Paul, Margaret Thatcher son derece uğursuz bir üçlü olarak bugüne sarkan sorunların başlatıcısı oldular. Dünya, bugün bu haldeyse sorumlularından biri Thatcher’dir.

“Demir Leydi” sıfatına hangi anlamların yükleneceği biraz da kişinin durduğu yerle ilgili tabii. O nedenle ülkedeki sağcılar, antikomünistler “Demir Leydi”yi bir iltifat gibi değerlendirdiler. “Dünya lideri”, “Beyaz İngilizliğin Demir Leydi’si” diyenler de çoktu ona.

Ama öldüğünde, ücretsiz süt dağıtımından mahrum bırakılanlar, madendeki işini kaybedenler, siyahlar, Müslümanlar, diğer azınlıklar hemen hepsi şenlik yaptılar. Londra’nın yoksul siyah semti Brixton ile madenci kasabalarında Thatcher‘in öldüğü duyulunca içkili partiler düzenleyenlerin sayısı yüzlerceydi.

Sovyetlerin en muhteşem, yerini en iyi bulan yakıştırmasıydı “Demir Leydi”.

Thatcher “Leydi”liğini zenginlere, burjuvaziye göstermişti hep. “Demir”liğini ülke yoksuluna.

Dikbayır dikkatli olsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir